Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
Zilzal Suresi Tefsiri

İndiği Yer :

Medine

İniş Sırası :

93

Âyet sayısı :

8

Nüzulü

Mushaf’taki sıralamada doksan dokuzuncu, iniş sırasına göre doksan üçüncü sûredir. Nisa sûresinden sonra, Hadîd sûresinden önce Medine’de, inmiştir. Mek­ke’de indiğine dair rivayetler de vardır.[1]

Adı

Sûrede kıyamet sırasındaki büyük yer sarsıntısından bahsedildiği için “dep­rem” anlamına gelen “zilzâT isimim almıştır. “Zelzele” adıyla da anılmaktadır. [2]

Konusu

Sûrede kıyamet kopması sırasındaki şiddetli yer sarsıntısının ardından kıya­met gününde yaşanacak olan sıkıntı ve dehşet verici haller anlatılmaktadır; ayrıca dünyada işlenen hayır veya şerrin karşılığının âhirette ödül veya ceza olarak alına­cağı bildirilmektedir.[3]

Meali

Rahman ve rahîm olan Allah’ın adıyla… 1. Yer o dehşetli sarsıntısıyla sarsıldığında; 2. Ye yer ağırlıklarını dışarı çıkardığında; 3. Ve insan, “Ne olu- yor buna!” dediğinde; 4-5.0 gün yer, rabbinin ona vahyettiği şekilde bütün haberlerini anlatır. 6. İşte o insanlar yaptıkları kendilerine gösterilsin diye (bulundukları yerden) farklı gruplar halinde çıkarlar. 7. Kim zerre miktarı ha­yır yapmışsa onun karşılığını görür. 8. Kim de zerre miktarı şer işlemişse onun karşılığım görür. [4]

Tefsiri

1-5. Kıyamet gününün ne kadar dehşet verici bir gün olduğu ve o sırada ne­lerin meydana geleceği anlatılarak insanların o gün için hazırlık yapmaları gerek­tiğine dikkat çekilmektedir. Diğer âyetlerden de anlaşıldığı üzere kıyamet kopaca­ğı gün Sûr’un birinci defa üflenmesiyle yer küresinde şiddetli sarsıntılar meydana gelir ve dağlar yerlerinden kopup savrulur, yeryüzünde yıkılmayan hiçbir şey kal­maz [5] Çünkü “kıyamet sarsıntısı gerçekten çok büyük bir olaydır”[6] 2. âyetteki “yerin ağırlıklarını dışarı çıkarması” ifa­desi birkaç türlü yorumlanmıştır:

a) İçindeki hazineleri dışarı çıkarması.

b) Kabir-lerdeki ölülerin dirilip dışarı çıkması.

c) Yer altındaki madenler, gazlar, ve lâvla­rın dışarı çıkması. Müfessirler yerin ağırlıklarını dışarı çıkarması olayının Sûr’un ikinci kez üflenmesiyle gerçekleşeceğini söylemişlerdir. Yerkürede meydana ge­len bu dehşet verici olayları gören insan, “Ne oluyor buna!” diyerek korku ve şaş­kınlığını ifade eder. Çünkü daha önce bu derecede şiddetli bir sarsıntı görülmemiş­tir.

“O gün yer, rabbinin ona vahyettiği şekilde bütün haberlerini anlatır” mealin­deki 4-5. âyetler başlıca üç şekilde yorumlanmıştır:

a) Allah yere bir çeşit konuş­ma ve anlatma yeteneği verir, o da üzerinde olup bitenleri ve kimin ne yaptığını açık açık anlatır. Nitekim bir hadiste kıyamet gününde arzın dile gelerek konuşa­cağı bildirilmiştir. [7]

b) O gün Allah’ın hükmü uyarınca arz, üstünde olup bitenleri tek tek sayıp dökercesine insanların orada yaptıkları her şe­yi açığa çıkarır.

c) Yer, o büyük sarsıntıyla âdeta dünyanın son bulduğunu ve âhi-retin geldiğini haber verir. [8] Sonuçta önemli olan arzın gerçek anlamda konuşup konuşmaması değil, dünya hayatının bittiğini ve herkesin neler yaptığını açık açık ortaya koyması ve artık orada hiçbir şeyin saklı gizli kalmaya­cak olmasıdır. Âyetin bunu anlatmaktan maksadı ise insanların bu gerçeği göz önüne alarak o gün arzın kendisi hakkında iyi şeyler söylemesini sağlayacak bir hayat yaşamasıdır, [9]

6. “Farklı gruplar halinde” dîye çevirdiğimiz “eştât” kelimesine,

a) Herkesin kabirlerinden çıkıp mahşer yerine doğru ilerlerken dünyadaki amellerine göre iyi veya kötü şartlar altında, güzel veya çirkin bir görünüşte olması.

b) İnsanların, inanç ve amellerine göre farklı guruplar oluşturması.

c) Yeryüzünün farklı bölge­lerinden çıkıp bölük bölük mahşer yerine doğru ilerlemeleri gibi değişik anlamlar verilmiştir. [10] Âyetin, bu anlamların hepsini içerdiğini düşünmek de mümkündür. Burada asıl anlatılmak istenen, daha kabirle­rinden çıktıkları andan itibaren her bir insanın âhiretteki durumunu, akıbetini, iyi­ler arasında mı yoksa kötülerle birlikte mi olacağını belirleyen şeyin, bizzat ken­disinin bu dünyadaki tercihi, inancı ve yaşayışı olduğudur. Şu halde bu tasvir, her insanın devredilemez bireysel sorumluluğunun varlığını da göstermektedir. [11]

7-8. Herkesin eninde sonunda yaptıklarının karşılığını bulacağını belirten bu âyetler, bütün insanlığın paylaştığı bir gerçeği dile getirmesi bakımından hikmet dolu ifadelerden (cevâmi’I-kelim) sayılmıştır. Nitekim Hz. Peygamber de bu âyet­leri, kuşatıcı anlamıyla eşsiz bir ifade olarak nitelemiştir. [12] Âyetler, dünyada yapılan en küçük hayır veya şerrin bile kaybolma­yacağını, âhiret gününde bunun hesabının verileceğini ve karşılığının ödül veya ceza şeklinde alınacağını ifade eder. [13] Hz, Peygam­ber de “Bir yarım hurma veya bir güzel sözle olsun ateşten korunun” [14] şeklindeki buyruğuyla kişinin, karşılığını Allah’tan bekleyerek iyi niyetle ve insan sevgisiyle yaptığı en küçük bir haynn da­hi onu âhirette ateşten koruyabileceğini, her İnsanın imkânı oranında İyilikler yap­ması, belirtilen şartlara uygun iyiliğin az da olsa küçümsenmemesi gerektiğim vur­gulamıştır.

408 Defa Görüntülendi

Did you like this? Share it:
BİLGİLER
tarafından 13 Şubat 2013 - 22:24 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 673 kez Okunmuştur.
PAYLAŞ
Did you like this? Share it:
Yorum yapın
İsim
:
E-Posta
:
Boşbırak
:
Yorumunuz
:

Facebook'da Bizi Takip Edin!
Ara Bul
Sohbet Programı İndirin
Hızlı Menu
 

Namaz Vakitleri
Son Yazılar
Top 10
ISTANBUL'da 5 Günlük Hava Tahmini
Anket
Sitemiz Nasıl Olmuş?
Gayet Güzel
İyi
Normal
İdare eder
Kötü
toplist Toplist25 TOPlist