Merhaba Ziyaretçi; Bugün Saat
Mürselat Suresi Tefsiri

Tüm kadın giyim markası fırsatları için tıklayın !

İndiği Yer :

Mekke

İniş Sırası :

33

Âyet sayısı:

50

Nüzulü

Mushaftaki sıralamada yetmiş yedinci, iniş sırasına göre otuz üçüncü sûredir. Hümeze sûresinden sonra, Kaf sûresinden önce Mekke’de inmiştir. 48. âyetinin Medine’de indiğine dair rivayet de vardır.[1]

Adı

Sûre adını, birinci âyette geçen ve “gönderilenler” anlamına gelen “mürselât” kelimesinden almıştır. Mushaflar ve tefsirlerde yaygın olarak bu isimle anılmakta­dır. Bazı tefsirlerde ve Buhârî’de. [2] sûre başındaki vav harfi ile birlik­te “Ve’1-Mürselât” şeklinde isimlendirilmiştir. Ayrıca “Ve’1-Mürselâti urfen” adıyla da anılmaktadır. [3]

Konusu

Sûrede ağırlıklı olarak Allah’ in varlığı, birliği, kudreti, melekler, kıyamet, öl­dükten sonra dirilme, âhiret hayatı ve orada müminler İçin hazırlanmış olan nimet­ler, suçlulara verilecek cezalar ve gayb âlemi gibi itikadı konular ele alınmaktadır.[4]

Meali

Rahman ve rahim olan Allah’ın adıyla… 1. Yemin olsun, birbiri ardın­dan gönderilenlere; 2. Fırtına olup esenlere; 3. Yaydıkça yayanlara; 4. (Hak ile bâtılı) birbirinden ayırdıkça ayıranlara; 5-6. Mazereti ortadan kaldırmak veya uyarmak için öğüt verenlere; 7. İyi bilin ki size vaad olunan şey mutla­ka gerçekleşecektir. 8. Yıldızların ışığı söndürüldüğünde; 9. Gök yarıldığın-da; 10. Dağlar sökülüp savrulduğunda; 11. Peygambere toplantı vakti bildi­rildiğinde; 12. Bunlar hangi güne ertelenmiştir? 13. Ayırım gününe. 14. Ayı­rım gününün ne olduğunu bilir misin? 15. O gün İnkarcıların vay haline! 16. Öncekileri helak etmedik mi? 17. Arkadan gelenlere de onlara yaptığımı­zı yapacağız. 18. İşte biz suçlulara böyle yaparız. 19.0 gün inkarcıların vay haline! 20. Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı? 21-22.0 suyu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirdik. 23. Ölçüleri biz koyduk; ne de gü­zel yapmışızdır. 24.0 gün inkarcıların vay haline! 25-26. Biz yeryüzünü diri­lere ve ölülere mekân yapmadık mı? 27. Ayrıca yeryüzünde sabit yüce dağlar yarattık. Sizlere tatlı sular içirdik. 28.0 gün inkarcıların vay haline! [5]

Tefsiri

1-6. İlk üç âyette üzerlerine yemin edilerek muhatapların dikkatleri çekilen şeyler bazı tefsircilere göre rüzgâr, fırtına, bulut gibi tabiat olaylarıdır. [6] Diğer tefsircilere göre ise daha sonraki üç âyette olduğu gibi bunlarla da Cebrail, melekler, vahiy ve Kitap kastedilmiştir.

Melekler, vahyi getirirken rüzgârlar gibi esmişler, yeryüzünde Allah’ın dini­ni yaymışlar, getirdikleri vahiy sayesinde inkarcılık ve cehalet yüzünden ölü hale gelen ruhlar dirilmiş, hak ile bâtıl birbirinden ayrılmış, insanların tövbe edip arın­maları sağlanmıştır. [7]

7-15. Kıyametin kopması sırasında meydana gelecek kozmik çöküşü [8] özetleyen açıklamalann ar­dından 11-13. âyetler, Allah Teâlâ’nın peygamberlerle ümmetleri arasında dünya­da yaşanmış olan olumlu veya olumsuz ilişki hakkındaki nihaî sorgu, yargı ve ka­rarını vereceği zamanı İfade eder ki bu zaman da kıyamet ve âhiret günüdür. Nite­kim başka bir âyette de Allah’ın o gün peygamberleri toplayıp onların tebliğ ve da­vetlerine insanların nasıl cevap verdiklerinin sorulacağı haber verilmiştir. [9] İşte “ayırım günü”nden maksat bu sorgu ve yargı günü yani peygamber­lerle onları yalancılıkla itham edenlerin arasında hükmün verileceği ve hak ile bâ­tılın ayırt edileceği kıyametin kopmasıyla başlayacak olan âhiret günüdür. 14. âyetteki soru cümlesi, o günün, Allah bildirmedikçe hiç kimsenin mahiyetini bile­meyeceği, tasavvur edemeyeceği olağanüstülüklere sahne olacağını İmâ eder. 15. âyet ise kıyamet ve âhireti yalan sayanların başlarına gelecek olan felaketin bü­yüklüğüne dikkat çekiyor. Bu ifade kalıbı sûrede 10 kez geçmekte olup her defa­sında izlediği âyetlerle ilgili özel bir anlam içerir. İnkarcılar, yalan saydıkları her ilâhî bildirim sebebiyle ayrı ayrı cezalandırılacakları için bunlar hakkında aynı ifa­de kalıbı tekrar edilmiştir. [10]

16-19. Buradaki soru, âyetlerin ilk muhatabı olan Mekke müşriklerinin, Al­lah’a isyanları yüzünden helak edilen Âd, Semûd vb. kavimlerin kötü âkibetlerin-den az çok haberdar olduklarını gösterir. Buna rağmen kendileri de Peygamber’i yalancılıkla itham edip ona İsyanda ısrar ederlerse öncekiler gibi cezalandırılacak­ları hatırlatılmaktadır. Nitekim Hz. Peygamber’e isyanda direnen müşrikler Bedir savaşıyla başlayan kesin bir yok oluş sürecinden geçirilerek cezalandırılmışlardır. [11] âhiretteki cezaları da ayrıca verilecektir. 18. âyette “suçlu­lar” diye çevirdiğimiz “mücrimin” kelimesi Kur’an’da genellikle müşrikleri ifade eden bir terim olarak kullanılmıştır. Âyetin bağlamından kelimenin burada da ay­nı anlamda kullanıldığı anlaşılmakta; bu âyette hangi dönemde olursa olsun bütün “mücrimler”in, müşriklerin, inkarcı ve isyankârların aynı şekilde cezalandırılma­sının, yüce Allah’ın bir yasası olduğu hatırlatılmaktadır. [12]

20-24. “Dayanıksız bir su”dan maksat sperm [13] onun yer­leştirildiği “sağlam yer” ana rahmi, “belli bir süre” ise hamilelik dönemidir. Âyet­lerde insanın hangi maddeden ve nasıl yaratıldığı açıklanarak Allah’ın neleri yap­maya, yaratmaya kadir olduğuna dair en dikkate değer örneklerden biri ortaya konmuş; böylece yeniden dirilmeyi inkâr edenlere bu inkârlarının temelsiz oldu­ğu gösterilmiştir. 23. âyette insanın yaratılıgındaki akıllara durgunluk veren ince­liklere, mükemmel düzen ve uyuma, ölçüye ve sonuçta onu yaratan ilâhî ilim ve kudretin genişliğine dikkat çekilmiştir. Böylece insan iki yönden uyarılmaktadır:

a) Allah insanı basit bir sudan yani meniden yaratmış, ana rahminde onu çeşitli aşamalardan geçirerek, maddî ve manevî kabiliyetlerle donatarak yeryüzünün en mükemmel varlığı haline getirmiştir. Ama İnsanoğlu nankörlük ederek kendisine paha biçilmez nimetleri lütfeden Allah’a isyan etmektedir. İşte bundan dolayı “O gün inkarcıların vay haline!” buyunılarak insanlar uyarılmıştır,

b) Âyetlere göre öldükten sonra dirilme olayı mutlaka gerçekleşecektir. Zira basit bir sudan böyle mükemmel insanı yaratıp meydana getiren yaratıcı kudret onu öldükten sonra di­riltmeye de kadirdir. [14]

25-28. Arzın, jeolojik yapısı ve bilhassa su kaynaklan sayesinde canlılar için uygun ortam ve şartlarda yaratılmış olduğuna dikkat çekilmekte, böylece dolaylı olarak bunun, aklını işletip ibret nazarıyla görenler için, yeniden dirilme olayından daha şaşırtıcı ve daha büyük bir olay olduğu ima edilmektedir. [15]

Meâli

29. Haydi yalan saydığınız azaba doğru ilerleyin! 30-31. Gölgelendirme­yen, ateşe karşı da bir faydası dokunmayan üç bölüklü bir gölgeye doğru yol alnı. 32.0, kütükler kadar kıvılcımlar fırlatır. 33. Kocaman san halatlar gi­bi. 34.0 gün inkarcıların vay haline! 35. Bu öyle bir gündür ki artık konuşa­mazlar. 36. Kendilerine izin de verilmez ki mazeret bildirsinler. 37,0 gün in­karcıların vay haline! 38. İşte bu, aynım günüdür; sizi ve sizden öncekileri bir araya getirdik. 39. Bir planınız varsa haydi bana karşı uygulayın planını­zı! 40.0 gün inkarcıların vay haline! 41-42. Şüphe yok ki takva sahipleri göl- geliklerde ve pınar başlarında canlarının istediği çeşit çeşit meyveler arasın­da olacaklardır. 43. “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi ariyette yiyin için” 44. İşte biz iyilik yapanları böyle ödüllendiririz, 45. O gün inkarcıların vay haline! 46. Siz de (dünyada) yiyin için, biraz daha faydalanın! Şüphe yok ki su­ça batmış durumdasınız! 47.0 gün inkarcıların vay haline! 48. Onlara “Al­lah’ın huzurunda eğilin!” denildiğinde eğilmezler. 49.0 gün inkarcıların vay haline! 50. Şimdi bundan sonra hangi söze ulanacaklar? [16]

Tefsiri

29-34.0 gün hesaplar görülüp herkesin gideceği yer belli olduktan sonra gö­revliler inkarcılara, dünyada yalan saymış oldukları cehenneme doğru yürümeleri için âyetlerde geçtiği gibi hitap edeceklerdir. Müfessirler “üç bölüklü gölge”den maksadın cehennem yakıtlarının çıkardığı, üçe ayrılmış yoğun duman olduğunu söylemişlerdir. [17] Âyetlerde cehennemin fırlattığı kıvılcımların benzetüdiği “kasr” kelimesinin farklı anlamlan bulunmakla birlikte [18] bunlar İçinde cehennem tasvirine en uygun ola­nı “hurma kütüğü” olduğu için mealde bu anlam tercih edilmiştir.

Kıraat farkları dikkate alınarak 32 ve 33. âyetlere şöyle de mâna verilmiştir: “Cehennem, kütükler gibi kocaman kıvılcımlar fırlatır. Her bir kıvılcım birer sarı (kızgın) deve gibidir”[19]

35-37. Bu âyetlerde kıyamet ve mahşer gününde suçluların konuşmalarına ve mazeret göstermelerine İzin verilmeyeceği bildirilirken başka âyetlerde onların konuşacakları ve tartışacakları belirtilmiştir. [20] Ancak bunu, âyetler arasında çelişki bulunduğu şeklinde yorumlamamak gerekir. Zira bu farklı âyetlerde âhiretin farklı sahneleri tasvir edilmektedir. [21]

38-40. “Aynım günü”nden maksat hakkın bâtıldan, haklının haksızdan, ina­nanın inkâr edenden ayni edileceği yargı günüdür. Allah o gün gerek Kur’an’ın hi­tap ettiği topluluğu ve sonraki nesilleri, gerekse Kur’an’ın inmesinden önce gelip geçmiş bütün insanları mahşerde toplayıp aralarında hükmünü verecektir. [22] Bir yoruma göre “siz ve sizden öncekiler” ifadesiyle bilhassa Hz. PeygamberMn muhatapları olan Arap müşrikleriyle önceki dönemlerin inkarcıları kastedilmiştir. Âyetin özellikle tehdit ve uyan amacı taşıdığı dikkate alındığında bu yorum daha isabetli görülebilir. Nitekim 39. âyet de bu yorumu desteklemek­tedir. Burada inkarcılara, “Bir planınız varsa haydi bana karşı uygulayın planını­zı!” denilerek hak ettikleri cezadan kurtulma hususunda bir çareleri varsa onu kul­lanmaları istenir; ancak bu İstek, gerçekten onların bir çare bulmaları için değil, içine düşecekleri çaresizliği ortaya koymak içindir. [23]

41-45. Râzî, Şevkânî gibi müfessİrler, sûrenin bütüniindeki konulann uyu­munu dikkate alarak bu âyetlerde âhiretteki durumları özetlenen “takva sahipleri” ile bilhassa Allah’a ortak koşmaktan sakınan müminlerin kastedildiğini belirtirler. Râzî âyetteki takva kelimesinin itaatkâr olan ve olmayan bütün müminleri kapsa­dığını önemle hatırlatır. [24] Ancak gerek takva kav­ramının Kur’an-t Kerîm’dekî genel anlamı gerekse burada “takva sahipleri”nîn ni­teliğini ve ödüllerini açıklayan 43-44. âyetler, kavramın burada da hem imanı hem de itaati kapsadığını göstermektedir. [25]

46-47. Takva sahiplerini öven ve onlara âhiret mutluluğu müjdeleyen ifade­lerin ardından, putperestlere yöneltilen “… yiyin, biraz daha faydalanın!” şeklinde­ki tehdit ifadesiyle -takva sahiplerinin duyarlı ve sorumlu yaşayışlarının aksine-yiyip İçmenin ötesinde bir kaygı taşımadan sorumsuzca geçirilen bir hayatın ger­çekte ne büyük bir ziyan olduğu anlatılmaktadır. Dünya nimetleri ne kadar bol olursa olsun insan ömrü kısa, dünya ise fânidir; sonuçta suçluların gideceği yer ce­hennemdir. Bu nedenle onlar hakkında da “(Gerçekleri) yalan sayanların vay ha­line o gün!” buyurulmuştur. [26]

48. Bu âyetle ilgili üç yorum yapılmıştır:

1. Sakifliler hakkında inmiştir. Hz. Peygamber kendilerine namazla İlgili âyetleri tebliğ ettiğinde onlar, “Namazı bizden kaldır; biz eğilenleyiz, bu bizim için bir ardır” demişler. Hz. Peygamber de “Rükûsu ve secdesi olmayan dinde hayır yoktur” buyurarak onların yersiz is­teklerini reddetmiştir. [27]

2. İman etmeden ölenlere âhirette “Al­lah’ın huzurunda eğilin” denilecek, fakat kendilerinde eğilme gücü bulamaya­caklar.

3. Âyetteki “eğilme” (rükû) kelimesiyle genel olarak Allah’a itaat ve say­gı kastedilmiştir. [28]

50. “Bu” zamiriyle Kur’ân-ı Kerîm kastedilmiştir. İman edilecek en doğru söz Kur’ân-ı Kerim ‘dir. Kuşkusuz bütün sözler içerisinde en doğrusu, en aydınla­tıcısı, en İnanılır ve güvenilir olanı, aynca inanıp izleyenlere en yararlı ve kurtarı­cı olanı Allah’ın sözüdür. Çünkü En’am Sûresinin 115. âyetinde “Rabbinİn sözü hem doğruluk hem de adalet bakımından tamamlanmıştır” buyurulmuştur. Sûrenin genelinde inkarcıların yanlış inanç ve tutumları ve bu yüzden uğrayacakları uhre-vî cezalar hakkında bilgi verildikten sonra kurtuluş yolunun Kur’ân-ı Kerîm’e ina­nıp onu izlemek olduğunu bildiren âyetle sûre son bulmaktadır. Her yönüyle mu­cize olan Kur’an’a iman etmeyen inkarcıların, artık iman edecekleri herhangi bir sözün veya bir kitabın bulunmadığına işaret edilmektedir.

Did you like this? Share it:
BİLGİLER
tarafından 17 Şubat 2013 - 10:58 tarihinde yayınlandı.
OKUNMA
Bu Yazı Şuana Kadar 344 kez Okunmuştur.
PAYLAŞ
Did you like this? Share it:
Yorum yapın
İsim
:
E-Posta
:
Boşbırak
:
Yorumunuz
:

Facebook'da Bizi Takip Edin!
Ara Bul
Sohbet Programı İndirin
Hızlı Menu
 

Namaz Vakitleri
Son Yazılar
Top 10
ISTANBUL'da 5 Günlük Hava Tahmini
Anket
Sitemiz Nasıl Olmuş?
Gayet Güzel
İyi
Normal
İdare eder
Kötü
toplist Toplist25 TOPlist